On iki yıl önce 2009’da “USTA” filmini izlemiştim. Hem havacı hem de bir Eskişehirli olarak filmden büyük keyif almıştım. Uzun yıllar sonra bir Türk filminde havacılık teması ön planda yer alıyordu. Zaten filmin başında, evinin hemen yanında derme çatma atölyesini gösterirken duvardaki bir fotoğraf o filmi sonuna kadar dikkatle seyretmem için yeterli sinyali vermişti bana. Bu sinyalden bahsetmeden konuya girmem mümkün değil. Atölyenin karmaşık duvarında Vecihi Hürkuş’un büyükçe bir portresi duruyordu.

Eskişehir’de çekilen bu film bir tutkuyu, bir aşkı anlatacaktı, bundan emindim. Bu aşk Vecihi’nin de kara sevda ile bağlandığı havacılık aşkıydı. Usta oyuncu Yetkin Dikinciler’in harika oyunuyla doyumsuz bir seyirlik olmuştu.
26 Şubat 2015 tarihinde Eskişehirli bir arkadaşım, sosyal medya sayfasında babasının ölümünü duyuruyordu. Murat Canko, geçmiş yıllarda babası ile ilgili bir gazete haberini de vefat haberinin yanında paylaşıyordu. Çok dikkat çekiciydi. Eminim sizlerde bu gazete haberinden etkileneceksiniz.

KİMDİR ÇOŞKUN CANKO?
İsterseniz gazetede yazanları aktarayım öncelikle. “ Coşkun Usta küçücük atölyesinde büyük iş başarıyor. / Atelyede uçak tamiri. / Uçak sevgisinin kendisine babadan kalma olduğunu belirten Coşkun Canko, çeşitli nedenlerle düşen zirai ilaçlama uçaklarına hayat veriyor”
Sizlere bir şey hatırlattı mı? Yukarıda bahsedilen film ile benzerliği kurabildiniz mi. Her iki karakterde havacı, uçak tamircisi ve Eskişehirli. İşte size gerçek Usta.
Coşkun usta Eskişehir Tayyare Tamir Atölyesinde emekli olana kadar postabaşı olarak çalışmış. Birçok savaş uçağının faal hale gelmesinde önemli katkıları olmuştur. Emekli olduktan sonra da sanayi sitesinde küçük bir atölyede sivil zirai uçakların tamirlerini yapmıştır.
CONKO soyadı çok yabancı değildir havacılara. Aslında biraz araştırdığınızda üç kuşaktır havacılığın içinde önemli bir yere sahip bu soyadını hemen tanıyabilirsiniz. Birinci kuşak olarak ailenin ilk havacısı Halim Canko’dur. (Abdulhalim Bey) Kurtuluş savaşındaki insanüstü mücadele eden havacılarımızdandır. Gelin kısaca onu da tanıyalım.
HALİM CANKO
Öncelikle askeri şehitlikte defnedilen Halim Canko’nun defin defterini bu yazıya eklemek istiyorum.
“ 1914 senesinde Yeşilköy (Ayastefanos) Tayyarecilik Mektebinden Astsubay (Küçük Zabit) olarak çıkmış ve Erzurum askeri kuvvetlerine tayin edilerek Kazım Karabekir Paşanın emrine verilmiştir. Irak’ta vazife görmekte iken İngiliz havacılar ile yaptığı hava muharebesinde iki İngiliz tayyaresini düşürmüş, bundan sonra da İstiklal muharebesine iştirak ederek yeni Büyük Millet Meclisinden beratlı İstiklal Madalyası alarak taltif edilmiştir. Yeniden teşkil edilen Eskişehir Hava Okulunda yıllarca tayyareci öğretmen olarak vazife gördükten sonra Kayseri ve Eskişehir Tayyare Fabrikalarında tecrübe pilotu olarak vazife görmüştür. Son olarak İzmir- Gaziemir Eğitim Komutanlığından emekli olarak vazifeden ayrılmıştır. Eceli ile 01.03.1968 tarihinde vefat etmiştir.”
Halim Canko, efsane havacılarımızdan Vecihi Hürkuş’un yakın arkadaşlarındandır. Yakınlıkları Halim Canko’nun 1920 yılında Kars’taki 15. Uçak Bölüğü pilotlarının batı cephesinde görevlendirilmeleri ile daha da artmıştır. 2. Uçak Bölüğünde üstün görevler yapan Halim Canko adını Kurtuluş Savaşında görev yapan kahraman pilotlar arasına yazdırmıştır. Yeri gelmişken 2. Uçak bölüğü hakkında kısa bilgiler vermek isterim. Bu bilgiler bize hangi koşullarda vatan savunmasının yapıldığını gözler önüne serecektir.
2. UÇAK BÖLÜĞÜ
Yeri:
Eskişehir (Ocak-Mart)
Eskişehir / Muttalip (Nisan)
Kütahya (Haziran)
İnönü (Çok kısa süreli)
Afyon-Kütahya-Eskişehir (Temmuz)
Polatlı / Malıköy (Ağustos)
Sarıköy (Eylül)
Kıran (Ekim)
Akşehir / Maarif Köyü (30 Kasım 1921)
Bölük Komutanı:
Rasıt Yüzbaşı Muhsin (Alpagut)
Pilot Yüzbaşı Fazıl
Pilotlar:
Üsteğmen Fehmi (Yemen) (15 Mart’ta şehit)
Asteğmen Halil (Ziver)
Sivil Behçet (15 Ağustos’ta şehit)
Sivil Vecihi (Hürkuş)
Sivil Halim (Canko)
Sivil Fehmi (Bursa)
Sivil Hayrettin
Sivil Basri (Alev)
Rasıtlar:
Yüzbaşı Yusuf Kenan
Deniz Pilot Yüzbaşı Yahya (Yılsonunda katıldı)
Teğmen Sıtkı (Tanman)
Sivil Pilot Zeki (Yılsonunda katıldı)
İLK YURTDIŞI HAVACILIK İNCELEME GEZİSİ
Kurtuluş Savaşı sonrasında Türk Hava Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi yönünde çalışmalar başlar. Hava Kuvvetleri müfettişi kurmay Albay Muzaffer (Ergüder) Bey 23 Kasım 1923 tarihinde “Türkiye sivil havacılık teşkilatının askeri bünye ile ilgisi, iştiraki sebepleri” isimli bir rapor hazırlar. Bu rapora göre; bir sivil havacılık teşkilatı kurulması ve bu teşkilatın kilit konumlarında yer alacak personele gerekli eğitimlerin yurtdışında sağlanması, ayrıca Avrupa’daki gelişmeleri yerinde izlemek için heyet oluşturulmasını da önerir. Bu rapor kabul görünce, Muzaffer Albay başkanlığında, Mehmet Fesa Evrensev, makine yüzbaşısı Murat Bey, sivil pilotlar Vecihi Hürkuş ile Halim Canko ve deniz yüzbaşısı Cemal Bey’den oluşan bir heyet, 20 Aralık 1923’te yola çıkar. Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere’de gözlem ve incelemelerde bulunurlar. Aynı zamanda uçak, malzeme ve uçuş öğretmeni teminine yönelik görüşmeler yaparlar. Türk hava subaylarının Fransa’da staj yapmaları için bazı antlaşmaları da gerçekleştirirler. Bu gezide de Halim Canko bilgi ve tecrübesi ile heyete büyük katkı sağlar.

3. KUŞAK CANKO’LAR
Bu yazının oluşmasında büyük destek veren Coşkun Canko ustamızın oğlu Murat Canko uzun yıllar uçak tamiri konusunda babasına çıraklık yapmıştır. Halen Eskişehir sanayi bölgesinde babadan kalma dükkânı işletmeye devam ediyor. Kendisi ile tanıştığım ve dost olduğum için kendimi şanslı addediyorum.
Yazımı sonlandırırken bir mektuptan bahsetmeden geçemeyeceğim. Havacıların gerçek ustası başlıklı yazımı yıllar önce yayımlamıştım. Şimdi o site yayın hayatını söndürdü. Doğal olarak da yazım erişilemez oldu. İşte o yazım yayımlandıktan sonra Coşkun Canko’nun kızından olan en büyük torunu Avukat Sibel Kurtbek Ak bana duygu yüklü bir elektronik mektup yolladı. Bu mektubu yazımın sonunda sizlerle paylaşmanın uygun olacağını düşündüm. Umarım bir gün bir başka araştırmacı bu aileye ulaşır. Çok daha farklı bakış açısından bu havacılık sevdası ile dolu aileyi bizlere tekrar hatırlatır.

İşte o mektup;
“Mustafa Bey;
Yıllar önce dedem Eskişehir – Ankara yolunu kapattırmıştı, tamir ettiği uçaklardan birini uçurmak için ben o zaman çocuktum, babam izin vermediği için binememiştim o uçağa. Ama başarıyla uçtuğunu biliyorum. Dedemin atölyesinde hep bir uçak olur tamir olur giderdi. O uçaklara tırmandığımı içlerine oturduğumu da hayal meyal hatırlıyorum.
Çocukken dedem benim uçak yapıyor diye arkadaşlarıma hava atıyordum, tabii inanmıyor benimle dalga geçiyorlardı.
Dedem çalışkandı, azimliydi, dürüsttü, zekiydi, espriliydi. 1950’lerde Fabrika onu Amerika’ya eğitime göndermiş. O günleri şöyle anlatırdı “Gittik binanın önüne geldik kapıdan gireceğiz kapılar kendiliğinden açılıyor, sağımıza solumuza bakıyoruz kim açtı bu kapıları diye, sonra yürüyen merdiven hayatımızda görmemiştik baktık insanlar nasıl biniyor diye o şekilde binebildik ” Alafranga tuvalette ilk orada gördüğünü çok komik bir şekilde anlatırdı.
Dedem fabrikada yıllarca izin yapmadan çalışmış, çünkü çalışmayı seviyor. SGK’dan ilaç parasını, param var niye devletten alıyım diye almamış. Aldığı emekli maaşı için hep devlete minnet duyardı. Çok yokluk da görmüşler gaz ocağı çıktığında annesinin nasıl mutlu olduğunu anlatırdı. 1927-2015 düşünün neler görmüş neler geçirmiş. Cep telefonu kullanırdı yıllardır ama hiç değiştirmezdi modelini çünkü bizi, annemi, dayımı vs hızlı arama olarak numaralandırmış aramak istediğinin numarasına basıyordu.
Dedem Atatürk’ü 7 yaşında Kayseri tren garında çocukken görmüş bu onun hayatında en gurur duyduğu şeydi. O günü dünmüş gibi ayrıntıları ile anlatırdı.
Halim Dedeyi dedemin anlattıkları kadarıyla biliyorum. Ama şu çok vurucuydu. Dedem askerden Büyük dedeme mektup yazmış. Halim Dede kırmızı kalemle mektuptaki imla yanlışlarını, noktalama yanlışlarını düzeltmiş dedeme mektubu geri göndermiş. Dedem 36 ay askerlik yapmış onu da hep söylerdi
Halim Dede günlük tüm gazeteleri okurmuş. CHP’nin de ilk üyelerindenmiş. Eceliyle ölmüş askeri törenle Şehitlikte defnedilmiş. Bize ne mutlu onun torunuyuz.
Halim Dede ile ilgili bilgi dedemin anlattıkları dışında yokken bir gün sahafta Vecihi Hürkuş ile ilgili bir kitap bulup dedeme getirmiştim. Halim Dedenin Fotoğraflarına birlikte bakmıştık. Kitabı dedeme vermek istedim ama bunu sen muhafaza et diyerek geri vermişti.
Mustafa Bey dedemle biz her pazar siteye koymuş olduğunuz fotoğraftaki gibi oturuyor, 2-3 saat sohbet ediyorduk koyduğunuz fotoğrafta da evet yazdığınız gibi uçak hurdalarından yaptıkları çatal bıçak takımlarını anlatıyordu.
Dediğiniz gibi Dedem, Büyük dedem aslında daha niceleri gibi isimsiz kahramanlar. Siz olmasanız bunları sadece biz sınırlı bir şekilde bilecektik. Araştırmanız bulmanız yazıya dökmeniz bizim için o kadar değerli ki. Onlara layık olmak en büyük dileğimiz.
Sibel Kurtbek Ak

Umarım bu çok değerli aile daha nice başarılı havacı yetiştirir. Halim ve Coşkun Canko büyüklerimi saygı ve minnetle anarım. Mekânları cennet olsun.
Mustafa KILIÇ
Havacılık Tarihi Araştırmacısı-Yazar
sontayyareci@gmail.com
