İskenderiye-Kahire seferini yaparken kaçırılan Mısır Hava Yolları uçağının hava korsanın yakalanmasından sonra belleklerde yer edinen sahnelerden biri, hava korsanı ile selfie yapan bir İskoç yolcu ve kokpit camından atlayan pilotun fotoğraflarıydı.
Saatler süren krizin sonunda uçağın indiği Kıbrıs’ta gözaltına alınan hava korsanı Seyfettin Mustafa’nın yanında gülümseyerek gözüken Ben Innes “Fotoğrafı çektirme amacının biraz da hava korsanı Seyfettin Mustafa üzerindeki düzeneğin neye benzediğini görmek olduğunu” şeklinde konuştu.
Meraklı yolcunun sosyal medyada dolaşan selfie fotoğrafının cesaret, saflık hatta aptalllıkla nasıl bir araya gelebildiği yorumları yer aldı
Kabinde rehine varken kokpit camından atlayarak terk eden pilot fotoğrafı, Ağustos 2007’de Antalya’da yaşanan bir uçak kaçırma girişim ve rehine krizini anımsattı.
136 yolcu ve 6 mürettebatla Lefkoşa- İstanbul seferini yapan yolcu uçağının 2 pilotu kaçırılma sinyali verdi ve Antalya Havalimanı’na iner inmez motorları durdurdu, tüm sistemleri kapatarak da kokpitten atlayıp uçağı terk etti. Yolcu ve kabin personelinin bekleyişi daha sonra gerek kendi çabaları gerekse korsanların teslim olmasıyla birlikte son bulmuştu.
Her iki pilotun uçaktan atlamaları havacılık sektöründe büyük bir tartışma konusu yaratmıştı. Sorun pilotları yolcu ve ekibi bırakarak camdan atlamaları güvenlik söz konusu olsa bile “etik değerlerle” uyuşur muydu tartışması kamuoyunu uzun bir süre meşgul etmişti.
NTV’nin haberine göre, Antalya Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği ifadede, “Hava korsanıyla görüşmeler sürerken, uçağın idaresini yardımcı pilota verdiğini ve hava korsanlarını, “Uçakta hepimiz Müslümanız. Neden kaçırıyorsunuz. Eyleminizden vazgeçin” diyerek ikna etmeye çalıştığını belirten kaptan pilot, Antalya semalarına yaklaştığında önce pas geçtiklerini kaydetmişti. Bu sırada, yakıt ikmali için Antalya Havalimanı’na ineceğini söylemesiyle hava korsanının kendisine, “8 ton yakıt var. Bu yeter” demesi nedeniyle uçuş bilgisine sahip olduğunu düşündüğünü de ifade eden kaptan pilot Antalya havalimanı’na iniş yaptıklarını, motorları durduğunu, tüm yolcu tahliye kapılarını açtığını söylemişti.
Uçağın kaptan pilotu ifadesinde şöyle devam etmişti:
“ABD’deki ikiz kule saldırılarından sonra 11 Eylül sendromu var. El Kaideli olduklarını söyleyen hava korsanlarının bizi kaçırıp, bir yere çarptırıp düşüreceğini düşündüm ve havalanmayı engellemek amacıyla kendi inisiyatifimle uçaktan atlamamızın kararını verdim.”
YENİ ŞİFREYİ KABİN AMİRİ BİLE BİLMİYORDU
Atlama kararını verdikten sonra kokpite girişin mevcut şifresini, uzman olmayan kişilerin girmesini engellemek için değiştirdiğini, özel cihazla motorları kilitlediğini ve uçaktan, Yardımcı Pilot Doğaner ile atladıklarını kaydeden Çağımlı, “Şifre değişikliğinden sonra kokpite giriş için çok uzman olunması gerekiyor. Uçağı terk ederken, amacımız tamamen, uçağın bir şekilde havalandırılmasını engellemekti. Bu kararı onun için verdim ve uyguladım.” demişti.
Pilotun ifadesinde, yaptığı şifre değişikliğinden kabin amirinin bile haberinin olmadığını söylemişti.(!)
Elbette o yıllarda, geçen yıl yaşanan Lubitz olayı düşünülemezdi ve şifreler sadece kabin ekibince bilinmesi yeterliydi.(?)
* *
Kokpit kapısını açmaları için bomba süsü verdikleri oyun hamurunu kokpitin kapısına yapıştırarak, “Açmazsanız patlatacağız” diyen korsanların bir süre sonra 10’dan geriye doğru saymaya başlaması üzerine, bombanın patlayacağını zanneden pilotların, tüm sistemi kapatıp kokpit camından atlayıp ayrılmalarına üzerine yapılana eleştiriler için şirketin üst yöneticisi şöyle konuşmuştu:
Pilotların kokpit camından atlayıp uçaktan ayrılmasıyla ilgili eleştirileri haksız bulduğunu belirten ve benzeri davranışın dünyada örnekleri bulunduğunu söyleyen yöneticiye göre, “Uçaktan ayrılmak kaptanın kararıdır. Olay kazasız belasız bittiğine göre iyi bir iş yapmışlar diyebiliriz” dedi. Pilotların üzgün olduğunu, verilen karardan dolayı da pişman olmadıklarını belirterek, “Kimsenin burnu kanamadı. Ortada pişman olunacak bir durum yok.”
SONRA NE OLDU
Yaklaşık 3 yıl yargılanan uçak korsanları Türk vatandaşı Mehmet Reşat Özlü ve Filistin uyruklu Abdül Aziz Cuma Terik, Aralık 2010’da 27 yıl 6’şar ay hapse çarptırıldılar.
KALMAK MI ZOR AYRILMAK MI ZOR
Bu olaydan sonra Türk hava yolu şirketleri bu tür olaylarda uygulanacak uçuş güvenliği planlarını yeniden düzenlediler. Ancak bugün bile bu uygulamanın güvenlik kurallarına uygun olsa bile “etik değerlere uygun mu değil mi” tartışması güncelliğini koruyor.