Abonelik hizmetleri yolculara para tasarrufu sağlasa da aynı zamanda daha fazla kişiyi uçmaya ikna ediyor ki bu da gezegen için kötü haber demek.
Avrupa’da ucuz uçak seferleriyle bilinen hava yolu şirketi Ryanair, yolcularına kayıt ücretinin beş katına kadar tasarruf sağlayabileceğini belirttiği avantajlar sunan yeni bir abonelik hizmeti başlattı.
‘Prime’ olarak bilinen abone indirim programının ücreti 12 ay için 79 euro (yaklaşık 3250 TL).
Üye avantajları arasında ücretsiz ayrılmış koltuklar, ücretsiz seyahat sigortası ve yıllık 12 (her ay bir tane) üyeye özel koltuk satışına erişim yer alıyor.
Ryanair CMO’su Dara Brady, “Ryanair son 40 yıldır Avrupa’da en düşük ücretleri (ve en iyi hizmetleri) sunuyor ve şimdi heyecan verici yeni abone indirim programımızı başlatarak fiyat liderliğimizi genişletiyoruz. Eğer hem düzenli uçmayı hem de tasarruf etmeyi seviyorsanız, Ryanair ‘Prime’ sizin için biçilmiş kaftan,” diye konuştu.
İrlandalı havayolu şirketi abonelik hizmeti sunan tek şirket değil. Macar, Wizz Air geçen yıl yıllık 499 eurodan (20.460 Türk Lirası) başlayan bir ‘uçabildiğin kadar uç’ programı başlattı.
Bu hizmetler yolculara para tasarrufu sağlasa da aynı zamanda daha fazla insanı uçmaya ikna etmenin bir yolu olarak görülüyor. Çünkü daha fazla uçuş demek gezegen için kötü haber demek.
Ryanair’in ‘Prime’ hizmeti, yolcuların koltuk ücretlerinden ve seyahat sigortasından tasarruf etmelerini sağlıyor. Şirkete göre, yılda 12 kez uçan abonelik üyeleri yaklaşık 420 euro (17.200 TL) kadar tasarruf edecekler (kayıt ücretinin 5 katından fazla).
Havayolu, “Yılda sadece 3 kez uçan üyeler bile 105 euro tasarruf edecekler – bu da ‘Prime’ üyesi olmanın 79 euroluk maliyetinden daha fazla,” diyor.
Abonelik hizmeti ilk gelene ilk hizmet esasına göre 250.000 üye ile sınırlı olacak.
Uçuş aboneliği hizmetleri, sürdürülebilirlik için geri adım mı?
Uçuş aboneliği hizmetlerinin daha fazla yolcuyu uçağa binmeye teşvik etmeyi amaçladığı düşünüldüğünde, bazı çevreci gruplar bu hizmetleri sürdürülebilir havacılık için bir geri adım olarak görüyor.
Stay Grounded adlı kampanya grubundan Hannah Lawrence, Wizz Air’in geçen yılki programı hakkında konuşurken, iklim krizinin ortasında başlatılan bu uygulamayı “yanan ateşe odun atmak gibi” olarak nitelendirdi.
Lawrence, “Bu, sektörün emisyonlarını azaltmaya niyeti olmadığını ve güvenilmez olduğunu gösteriyor. Wizz Air sadece kârlarını arttırmak için yangını körüklerken, bu uçuşların üreteceği iklime zarar veren emisyonların en büyük yükünü uçağa hiç ayak basmamış olanlar taşıyacak,” dedi.
Stay Grounded ayrıca, “iklim çöküşünün en kötüsünden kaçınmak için” sık uçan yolcu programlarının acilen yasaklanması, sık uçan yolcu vergisinin getirilmesi ve kara taşımacılığına yatırım yapılması çağrısında bulundu.
Bu yılın başlarında Avrupa Çevre Ajansı’ndan (AÇA) bir sözcü, birçok AB üyesi ülkenin ulaşımla ilgili sera gazı emisyonlarını 2030 yılında yüzde 14.3 oranında azaltmaya yönelik politikaları varken, sınırsız uçuşu teşvik eden programların çevresel bozulmaya, aşırı turizme ve karbon ayak izinin artmasına katkıda bulunabileceğini söyledi.
“Hareketliliğin çevresel etkilerini azaltmak için etkili bir strateji, mümkün olduğunda talebi yönetmektir,” diyen AÇA sözcüsü sözlerine şöyle devam etti: “Seyahat edenler tüketimleri ve atıkları konusunda dikkatli olmalıdır. Çevre dostu destinasyonlar, konaklama yerleri ve faaliyetler seçmek, yerel işletmeleri desteklemek ve toplu taşıma, demiryolu, yürüyüş ve bisiklet gibi daha düşük emisyonlu ulaşım seçeneklerine hava yolculuğu yerine öncelik vermek daha sürdürülebilir turizme katkıda bulunabilir.” (euronews)